şekil bellekli alaşımlar diş hekimliğinde
Diş hekimliğinde şekil bellekli alaşımlar, son birkaç on yıldır klinik uygulamaya giren en önemli malzeme bilimi gelişmelerinden birini temsil eder. Bu dikkat çekici metalik malzemeler, deformasyona uğradıktan sonra önceden belirlenmiş bir şekle geri dönmek için benzersiz bir yeteneğe sahiptir; bu özellik, atom düzeyinde sıcaklıkla tetiklenen faz dönüşümlerine dayanır. Diş hekimliği uygulamalarında en yaygın olarak kullanılan şekil bellekli alaşım, nikel-titanyum olup genellikle Nitinol olarak bilinir; bu alaşım 1960’larda Deniz Kuvvetleri Silah Laboratuvarı tarafından geliştirilmiş ve daha sonra olağanüstü mekanik özellikleri nedeniyle diş hekimliği endüstrisi tarafından benimsenmiştir. Diş hekimliğinde şekil bellekli alaşımların temel mekanizması, iki ayrı kristalin fazına dayanır: yüksek sıcaklıkta austenit fazı ve düşük sıcaklıkta martensit fazı. Alaşım soğutulduğunda, daha yumuşak ve daha kolay şekillendirilebilir martensit durumuna geçer; bu da klinisyenlerin aletleri kolayca büküp manipüle etmesini sağlar. Ağız boşluğunda vücut sıcaklığına ulaştığında ise malzeme yeniden austenit fazına döner, orijinal şeklini geri kazanır ve çevre dokular ile yapılar üzerinde kontrollü, sürekli kuvvetler oluşturur. Bu termal olarak aktive edilen davranış, şekil bellekli alaşımları, geleneksel paslanmaz çelik veya diğer geleneksel diş hekimliği malzemeleriyle kıyaslandığında diş hekimliğinde özellikle değerli kılar. Şekil bellek etkisinin yanı sıra bu alaşımlar, büyük elastik deformasyonlara izin veren ve kalıcı bozulma olmadan orijinal şekillerine geri dönen süperelastisite (bazen yalancı elastisite olarak da adlandırılır) özelliği de gösterir. Bu özellik, esneklik ve dayanıklılık açısından kritik öneme sahip olan endodontik dosya sistemleri, ortodontik yay telleri ve periodontal aletlerde özellikle hayati bir rol oynar. Teknolojik açıdan diş hekimliğinde kullanılan şekil bellekli alaşımlar, ağız ortamının katı taleplerini karşılayabilmek için hassas dönüşüm sıcaklıkları, korozyon direnci ve biyouyumluluk özelliklerine sahip olarak tasarlanmıştır. Uygulama alanları, ortodonti, endodonti, protez diş hekimliği ve ağız cerrahisini kapsar; bu nedenle bu alaşımlar, devam eden araştırmalar ve klinik yeniliklerle birlikte gelişmeye devam eden çok yönlü ve vazgeçilmez bir diş biyomalzemesi sınıfıdır.